Anasayfa Yazarlar Burcu Üstad Diyabet, Obezite ve Kanser İlişkisi

Diyabet, Obezite ve Kanser İlişkisi

Burcu Üstad, İstanbul Medipol Üniversitesi, kanser, obezite ve diyabet, metabolik sendrom, güncel diyet bilgileri, diyetisyen makaleleri

0
566
diyetisyen-rehberi

DİYABET, OBEZİTE VE KANSER İLİŞKİSİ

Tip 2 diyabet ve obezite arasında ciddi bir bağlantı bulunmaktadır. Son yılların popüler hastalığı olan obezite gün geçtikçe etkisini daha geniş olana yaymaktadır. Diyabet yeryüzünde en sık görülen endokrinal hastalıktır. Obezite de tip 2 diyabetin ortaya çıkmasında rol oynamaktadır. Obezitenin artışı o kadar ciddi bir hal almıştır ki son zamanlarda yine sıkça rastlanan kalp ve damar hastalıklarından sonra en sık görülen ikinci ölüm nedeni haline gelmiştir. Diyabete bağlı ölümler ise dünya genelinde 12.sırada yer almaktadır.

Diyabet ve kanser arasındaki ilişkiyi anlamlandırmak için uzun yıllardır yapılan araştırma sonuçları bakıldığı zaman diyabet ve akciğer arasında bir bağlantı olmazken, artan insülin direncinin, azalan insülin, östrojen ve testesteron miktarına bağlı olarak sindirim sistemi ile karaciğer ve pankreas kanserlerinin görülme oranının arttığına dikkat çekilmiştir. Tip 2 diyabet hastalarında görülen insülin direncinin ve buna bağlı olarak gelişen yüksek insülin düzeylerinin tümör gelişiminde önemli rolü olduğu da gözler önüne serilmiştir.

Tip 1 Diyabet

  • Serviks(Rahim ağzı)
  • Mide kanseri

Tip 2 Diyabet

  • Meme
  • Endometriyum(Rahim)
  • Pankreas
  • Karaciğer
  • Böbrek
  • Kolon

Obezite sigaradan sonra günümüzde en sık rastlanan kanser nedenlerinde 2.sırada yer almaktadır. Artan obezitenin gösterdiği durumdan da anlaşıldığı üzere önümüzdeki yıllarda obezite en sık karşılaşılan kanser sebebi olarak karşımıza çıkacaktır.

Fakat istatistikler tarama ve takip aşaması için iç açıcı durumlar göstermemektedir. Diyabetli bireylerde rahim ağzı ve meme lanseri taraması normal insanlara göre daha az görülürken, sindirim rahatsızlıklarından ötürü mide ve kalın bağırsak taramalarının daha fazla yapıldığı gözler önüne serilmektedir.

Diyabet ve kansere karşı kan şekeri düzeylerinin kontrol altına alınması ve sıkı kontrolü, Beden Kitle İndeksinin(BKİ) azaltılması, diyabet hastalığı ve obezite ile ilgili durumlarda kilit rol oynadığından dolayı aynı zamanda alınan bu önlemler artmış olan kanser görülme riskini de azaltacaktır.

Diyabetli hastaların düzenli egzersiz yapmaları, diyet önerilerine uymaları; obezitesi olan kişilerin ise kilo vermeleri ve verdikleri kiloyu koruma aşamalarına gelmesi görülen kanser oranını yine ciddi derecede azaltacaktır. Uzmanlar genel kanser riskinin en aza indirilmesi için kilonuz fazlaysa bunu verip ve verdiğiniz kiloyu korumanız konusunda hemfikirlerdir.

ARAŞTIRMALAR NE DİYOR?

Bu konuda yapılan son araştırmalara göre; yüksek gelirli ülkelerde artmış BKİ olan popülasyonda kanser görülme sıklığı %4 ile %6 iken az gelişmiş ülkelerde bu oran %1 ile %2 arasındadır. Obezitenin aynı zamanda kanser sonucu ölümlerde de artmış bir risk getirdiği ortaya konuyor. Bunun yanı sıra hem tedaviye yanıt alınması hem de yan etki görülme sıklığı kötü glisemik kontrolü olan hastalarda, iyi glisemik kontrollü hastalara göre daha kötü. Yüksek Hba1c (3 aylık ortalama kan şekeri göstergesi) düzeyi olan hastalarda gerek kanser görülme sıklığında gerekse tedaviye verilen kötü cevap ile ilişkili olduğu son yapılan çalışmalarda gösteriliyor.

***Avusturalya’da yapılan ve 953382 diyabetli hastayı kapsayan geniş bir araştırmada, görülme riski en fazla olan kanserler pankreas, karaciğer, endometriyum(rahim), böbrek, safra kesesi ve bazı kornik lösemiler olarak bulunmuştur. Bununla beraber diyabetiklerde pankreas kanseri riskindeki artış yanıltıcı olabilir. Çünkü pankreas kanseri kan şekerini yükseltebilen bir hastalıktır. Bu nedenle pankreas kanseri, en az 5 yıldır diyabetik olan bir hastada gelişmişse diyabetle bağlantılı gibi düşünülebilir.

PEKİ NASIL BESLENECEĞİZ?

Doğal beslenmeyi arttırıp işlenmiş gıda tüketimini aza indirmek de kanserin ciddi bir azaltıcı etkisidir. Aynı zamanda yağlı yağsız fark etmeksizin kırmızı et tüketim miktarını azaltıp düşük glisemik indeksli besinler yönünden zengin bir diyette kanserden korunma yolunda kullanılabilinmektedir. Tavuk veya hindi eti bile olsa işlenmiş etlerin(salam, sucuk sosis gibi) hazırlanış ve paketleniş biçimlerinden dolayı kanser durumunu arttırdıkları bilinmektedir. Daha çok meyve, sebze, baklagil, fasulye, tam tahıllı ve besinsel lifle beslenme alışkanlığını yavaş yavaş hayatınıza sokmaya başlayıp, daimi hale getirerek kanserden korunmanın yanı sıra yaşam kalitenizi de yükseltmiş olacaksınız. Şekerli gıda ve içeceklerle birlikte işlenmiş etlerden ve fazla miktarda kırmızı etten kaçının. Porsiyon ölçülerine dikkat edin. Sigarayı hemen bırakın.

DURMA, HAREKET ET!

Yaşadığınız çevrede ne kadar çok yürüyüş alanı varsa obezite riskiniz o kadar azalır. 2015 Dünya Diyabet Kongresi’nde gerçekleştirilen bir çalışmaya göre rahatça yürüyüş yapabilecekleri alanlarda yaşayanların aşırı kilolu olma riski, arabayla ulaşımın sağlandığı uzak mesafeli yerlerde yaşayanlara göre %31 daha azdır.

Hareketi yaşamımıza haftanın en az 3 günü 45 dakika bahane bulmaksızın sokmalıyız. Egsersizler kadınlarda tip 2 diyabet riskini %46 azaltmaktadır. Düzenli egzersiz uzun dönemde glisemik kontrolü sağladığında her egzersiz esnasında kan glikoz seviyesinin düşmesi için gerekli olan insülin seviyesini düşürür. Aynı zamanda egzersiz yapmak karaciğerin insülüne olan duyarlılığını da arttırmaktadır.

(Tip 2 diyabetin başlıca nedeninin insülin direncinden sonra gelişen üretilen insülinin karaciğer tarafından algılanamayıp karaciğerin duyarsız hale gelip kanda yüksek miktarda insülün dolaşmasının olduğu unutulmamalıdır.)

burcu-ustad-diyetisyen

[vc_cta h2=”Yazar: Burcu ÜSTAD” txt_align=”center” style=”flat” color=”purple” css_animation=”bottom-to-top”]Sitemizde Paylaşımda Bulunmak İsterseniz BURAYI tıklayınız.[/vc_cta]

Yazar: Burcu ÜSTAD : İstanbul Medipol Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü

diyetisyenstore-logo