Meme kanseri, memenin süt bezlerinde ve üretilen sütü meme başına taşıyan kanalları döşeyen hücreler arasında, çeşitli etkenler sonucu kontrolsüz şekilde çoğalan ve başka organlara yayılma potansiyeli taşıyan hücrelerden meydana gelen tümöral oluşumdur. Meme kanseri dünyada kadınlar arasında en sık görülen malign tümör olup kadınlarda görülen tüm kanserlerin yaklaşık %30’unu oluşturmaktadır.
Türkiye açısından bakıldığında ise; meme kanseri kadınlarda görülen en yaygın kanser türü olarak ifade edilmekte ve Sağlık Bakanlığı’nın 2014 yılı istatistiklerine göre görülme oranının %25 olduğuna işaret edilmektedir. Etiyolojisinde; coğrafi çeşitlilik, yaş, genetik ve ailesel öykü, uzun süreli östrojen hormonuna maruz kalma, radyasyon, sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık, yüksek yağlı besinlerle beslenme gibi faktörler rol almaktadır.
Bitki kökenli östrojenler veya östrojene benzer etkiye sahip olan bileşikler fitoöstrojenler olarak adlandırılır. Bitkilerde doğal olarak bulunurlar ve fenolik gruplar içerirler. Fitoöstrojenlerin bilinen en iyi kaynağı Leguminosae ailesine ait bitkilerden kurubaklagiller (bezelye, fasulye, mercimek vb.), özellikle de soya fasulyesidir. Soya gıdası tüketimiyle meme kanseri arasındaki ilişki 25 yıldan fazla araştırılmıştır. Soya tüketimini artıran ülkelerdeki tarihsel olarak düşük meme kanseri insidansı ve ölüm oranları, bu ilişkide başlangıçta ilgi uyandırmış ve fitoöstrojenlerin kimyasal önleyici ajanlar olarak tanımlanmasına yardımcı olmuştur.
Fitoöstrojen alımı ile meme kanseri ölümü riski arasındaki ters ilişki epidemiyolojik çalışmalarla gösterilmiştir. Soya fasulyesinde çok zengin miktarlarda bulunan bu difenol bileşiklerin potansiyel olarak meme kanseri gelişimini inhibe eden hem östrojene bağımlı hem de bağımsız özelliklere sahip olduğu kanıtlanmıştır.
Gözlemsel çalışmalar, Asya kökenli kadınlar arasında yüksek soya tüketiminin meme kanseri gelişme riskinde yaklaşık %30’luk bir düşüş olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, kanıtlar, soya tüketiminin göğüs kanseri riskini azaltmak için erken yaşta, yani çocukluk ve/veya ergenlik döneminde gerçekleşmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
Erişkinlere göre soya tüketimi birçok nedenden dolayı tavsiye edilebilir (örneğin, soya gıdaları kaliteli protein için iyi kaynaklardır ve hem esansiyel yağ asitleri , hem de izoflavonlar sıcak basmalarını hafifletir ve postmenopozal kadınlarda kemik kalsiyum içeriğini artırır).
FDA tarafından da önerilen ve onaylanan günlük 25g soya proteini tüketimi LDL kolesterolünde azalma sağladığı için, günlük diyette soya ve soya ürünlerinin tüketimine yer verilmelidir.
KAYNAKLAR
MEB 15 diyetisyen alımı yapacaktır. Aranan şartlar kılavuzda mevcut olarak yayınlanmıştır.
Çocuk gastroenterolojisi, hepatolojisi ve beslenme alanlarında yürütülen güncel çalışmaların paylaşılacağı, bilimsel gelişmelerin tartışılacağı ve multidisipliner…
Kıbrıs'ta düzenlenecek bu kongrede kalıtsal metabolik hastalıklar ve tedavi süreçleri beslenme alanında ele alınacaktır.
III. Beslenme ve Diyetetikte Güncel Yaklaşımlar Kongresi, 8–9 Mayıs 2026 tarihlerinde Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde…
Kanser & Obezite Zirvesi, 13–15 Şubat 2026 tarihleri arasında Balıkesir Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen, obezite…
Kadın Hastalıklarında Beslenme Sempozyumu, kadın sağlığı ve beslenme ilişkisini klinik ve bilimsel açıdan ele almak…