Hazır Noodleların Karanlık Yüzü – Stj. Dyt. Ayşenur ŞAHİN

Albenili bir paket, pratik bir tarif; bol baharatlı,acılı bir tat; hafif sulu, kolayca yutulan,hoş bir yeme hazzı veren kıvam… Kasada ödenen öğrenci dostu düşük meblağlar…

Tek mutfak araç-gereci ketıl olan, derslerden başını kaldıramayan üniversite öğrencileri için her pratik ürün gibi noodlelar da Türkiye’ye geldiği günden beri erzak çekmecelerinde yerini aldı.

Bir zamanlar Kore dizisi izlerken, bir bardağın içindeki sulu eriştenin o çekik gözlü şirin kızları nasıl mutlu ettiğine, kendilerinden geçerek “ mas-issneun! “ (lezzetli) deyişlerine hayret ederken, şimdi o plastik kokulu, sert, kıvırcık hamurların suyun içinde aniden gerçekleşen evrimini izliyor, bu yediğimiz ne acaba demeden mideye indiriyoruz evrenselleşen makarnayı.

diyetisyen-aysenurOysa noodleların pek de sağlıklı gıdalar olmadığı sır değil. 2014 yılında “Journal of Nutrition”da yayınlanan bir çalışmada hazır noodleların kardiyometabolik sendrom gelişme riskini artırdığı ve bu durumun kardiyovasküler hastalıklara ve inmeye sebep olabileceği bulundu.

2013 yılında araştırmacıların hazır noodle yedikten 2 saat sonra hala onu yıkmak için mücadele eden bir mideyi kayda aldıkları video virüs gibi yayılmıştı.

Hazır noodle ı sindirmek için can çekişen mide,ev yapımı erişteyi ise kolayca sindiriyordu. Çalışmalar bu gıdaların uzun vadede tüketiminin yüksek tansiyon ve yüksek kolesterole, kalp-damar hastalıklarına mide ve sindirim sorunlarına tip 2 diyabete ve felce davetiye çıkaracağını gösteriyordu.

Baylor Üniversitesinde yayınlanan bir çalışmada haftada en az 2 kez hazır noodle tüketen kadınların kardiyometabolik sendroma yakalanma riskinin diğerlerine oranla %68 daha fazla olduğu bulundu. Bu etki yalnızca kadınlarda gözlendi.

Çalışma yazarı Dr. Hyun Joon Shin’e göre bunun sebebi kadınların erkeklerden daha farklı seksüel hormonlara ve metabolizmaya sahip olması…

Diğer suçlular ise endokrin bozucu BPA dolu paketler…Ve bu BPA (Bisfenol-A), östrojen sinyalizasyonunu bozabiliyor ve  kardiyometabolik risk faktörleri için öncü olabiliyor. Üstelik sıcak suyun etkisiyle de bu tehlikeli maddenin olumsuz etkileri artıyor.

Ne olursa olsun o noodle paketlerinin ne erkekler ne de kadınlar için sağlıklı bir seçim olmadığını söyleyen  Shin’e göre “İşlenmiş hazır noodlelar normal eriştelerden farklıdır. Çünkü onlar hızlı pişirme için palm yağı ile hazırlanmıştır ve yüksek miktarda tuz,yapay tatlandırıcı ve koruyucu maddeler içerir. Erişteyi lezzetli hale getirmek  ve 5 dakika içinde kolayca pişmesini sağlamak için aşırı yapay şekilde hazırlanmıştır.”

Kodeks Standartlarına göre (FAO Standartları) hazır noodleların yapımında asit düzenleyiciler, lezzet arttırıcılar, koyulaştırıcılar, nemlendiriciler, renklendiriciler, stabilize ediciler, anti-oksidanlar, emülsifiyerler, un iyileştirici maddeler, koruyucu maddeler ve topaklanmayı önleyicilerin kullanımına izin veriliyor.

Kodeks standartlarında listelenen 136 katkı maddesinin 24’ü sodyum tuzlarıdır. Ve sodyum içeren katkı maddelerinin kullanımı hazır noodleların yüksek sodyumunun temel sebebi. Yüksek sodyumlu gıdalar ise hipertansiyon, kalp hastalığı, felç, böbrek hasarı ve diğer sağlık sorunlarına neden olabilir.

Yüksek sodyum ve doymuş yağ içeriğinin yanı sıra hazır erişteler kansere yol açan koruyucu ve donmayı önleyici maddeler içeriyor. Buna ek olarak eriştelerin paketlendiği plastik kaplar, sıcak su ile erişteye de geçebilecek dioksin gibi kanserojenler içeriyor

Sevgili okuyucum, hepimiz makarnayı çok seviyoruz. Hepimiz çocukken annemiz spagetti pişirdiğinde Şirinler’i görmüş gibi seviniyorduk. Hepimiz öğrencilik yıllarımızda bu doyurucu ve besleyici gıdaya çok şey borçluyduk.Hepimiz soğuk kış günlerinde yoğun iş günlerinde elimize makarnamızı alıp,afiyetle yiyerek film izlemenin hayalini kuruyoruz.Zamanı kısıtlı her insan gibi pratik ve lezzetli bir şeyler arıyoruz.

Fakat unutmayın! Anneannenizin öpülesi elleriyle hazırladığı erişteleri pişirmek için bekleyeceğiniz birkaç fazladan dakika, kalbiniz için değer, kalbinizi sevenler için değer.

[vc_cta h2=”Bir başka gıdanın bilinmeyenlerinde buluşmak üzere,sevgiyle…” style=”flat” color=”purple”]Stj. Dyt. Ayşenur ŞAHİN
Atatürk Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü[/vc_cta]
mail-grubu
Önceki İçerikBeslenme şekli depresyonu önler mi?
Sonraki İçerikDiyabet hastaları nasıl beslenmeli?
Diyetisyen Ayşenur Şahin
Ayşenur Şahin 23.10.1994 tarihinde İnegöl’de doğdu. İlkokulu burada tamamladı.2012 yılında İnegöl Altın Nesil Kolejinden mezun oldu. Aynı yıl Atatürk Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünü kazandı. Eğitim öğretim hayatı boyunca çeşitli kongre ve sempozyumlara katıldı. Sağlık Bilimleri Fakültesi bünyesindeki Öncü Sağlık Kulübünün kurucularından biri olarak birçok sosyal sorumluluk projesinde aktif rol aldı. Bursa,Ankara,Erzurum gibi illerde çeşitli kurumlarda zorunlu ve gönüllü staj deneyimleri yaşadı. Çeşitli gazete ve dergilerde beslenme üzerine yazdığı köşe yazıları büyük ses getirdi. 2015 yılı Nisan ayında yayın hayatına başlayan ve 2 ayda bir yayınlanmaya devam eden Turuncu Sağlık dergisinin kurucularından biri ve isim annesi olan Ayşenur Şahin 2016 yılının eylül ayına kadar bu oluşumda yayın yönetmenliği görevini başarıyla yürütmüştür. Ayrıca Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünde de eğitim öğretim hayatına devam etmektedir. 2016 yılı Haziran ayında Atatürk Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünü iyi bir dereceyle bitirerek “diyetisyen” unvanı almış, çocukluk hayali olan mesleğine kavuşmuştur. Mezun olduktan sonra Madame Schulle Bakım ve Güzellik Merkezinde Beslenme Uzmanı olarak çalışmıştır.Şu anda Fizyo İnegöl Sağlıklı Yaşam Merkezinde İnegöl halkına hizmet etmektedir. Şehir dışında ikamet eden danışanlarını ise online diyet sistemi ile takip etmektedir.