Likopen: İnsan Sağlığında Vazgeçilmez Bir Bileşen

Beslenme, yaşam süresince her zaman üzerinde durulması gereken en önemli konulardandır. Yaşamın sürekliliğinin sağlanması, hareket, iş yapabilme ve büyüme gibi bütün fizyolojik olaylar, enerji tarafından sağlanır. Diğer aerobik canlılar gibi, yaşamak için oksijene ihtiyaç duyan insanlarda enerji gereksinimini, oksidatif metabolizma yani aerobik metabolizma tarafından kontrol edilen reaksiyonlar sonucu elde eder. Oksijen, oksidatif metabolizma sırasında enerji eldesi için suya indirgenirken çok az bir kısmıda “serbest radikaller” adı verilen, elektronlarını kaybetmiş zararlı maddelere dönüşür. Diğer moleküllerin yapı ve fonksiyonlarını değiştirebilir, hatta pek çok dokuda hücre hasarı meydana getirebilirler.

mail-grubu

Serbest radikaller hücre büyüme gelişimi üzerine direkt olarak etkilidirler ve hücre yaşamı üzerine olan bu direkt etkilerinden dolayı damar sertliği, kanser ve romatizmal hastalıklar ve yaşlılık hastalıkları gibi bazı hastalıkların oluşmasında önemli rol oynarlar.

Reaktif oksijen türlerinin oluşumu ve bunların oluşturduğu hasarı önlemek için vücut antioksidanlar olarak bilinen birçok savunma sistemi geliştirmiştir. Antioksidanlar etki mekanizmalarını serbest radikalleri tutarak veya daha zayıf yeni bir moleküle çevirerek, serbest radikalle etkileşip aktivitelerini azaltarak, serbest radikalleri kendilerine bağlayıp reaksiyon zincirini kırarak ya da onarım yaparak gösterirler. Bu bağlamda oksidanlar ve antioksidanlar arasında bir dengenin olması hayat için esastır.

Oksidanlar belirli düzeyin üzerinde oluşur veya antioksidanlar yetersiz olursa yani denge bozulursa söz konusu oksidan moleküller organizmanın yapı elemanları olan protein, lipid, karbohidrat, nükleik asitler ve yararlı enzimleri bozarak zararlı etkilere yol açarlar. Vücudun antioksidan dengesi diyetten büyük ölçüde etkilenmektedir.

Çevreden ve besinlerle, oksidan etkili zararlı maddelerin vücuda alınmasının yanı sıra, yaşın ilerlemesiyle ortaya çıkan azalan enzim aktivitesine bağlı olarak da vücudun antioksidan savunma mekanizması yetersiz kalabilmektedir. Ancak antioksidan görevleri olan çeşitli vitaminler, mineraller ve belirli enzimlerin dışarıdan vücuda alınabilmesi yanında, beslenme de iyi bir antioksidan savunma aracı olabilmektedir.

Dünyada beslenme imkânlarının artmasıyla insanlar yeni beslenme alışkanlıkları edinmişlerdir. Yanlış beslenme alışkanlıkları ve bunların ortaya çıkardığı tıbbi problemler arttıkça, sağlıklı yaşamanın ve hastalıklarla mücadelenin en temel kurallarından birinin sağlıklı beslenme olduğu ortaya çıkmıştır. Böylece besinler ve vücuda etkileri, en önemli araştırma konularından biri haline gelmiştir . Likopen domates ve domates ürünlerindeki en çok bulunan karotenoiddir ve kırmızı renkten sorumludur . Likopen, Vit-A’ya çevrilemez. Bununla birlikte güçlü bir antioksidandır  ve antikarsinojenik özellikleri vardır . Antioksidan özelliği nedeniyle hücreleri serbest radikal hasarından korumasının yanı sıra, hücreler arasındaki bağları güçlendirmekte ve hücre metabolizmasını geliştirmektedir . Yapılan çalışmalarda domates ve domates ürünlerinin antioksidan olarak kabul edilen yüksek likopen içerikleri nedeniyle göğüs, rahim, karaciğer, prostat kanserleri, kalp damar hastalıkları, alzheimer hastalığı, kemik ve cilt sağlığı açısından koruyucu etkisi olduğu saptanmıştır.

LİKOPENİN BULUNURLULUĞU, YAPISI VE TAŞINMASI

Likopen en fazla domates (Lycopersicum esculentum)’de olmak üzere karpuz, pembe greyfurt gibi meyve ve sebzelerde bulunur. Barsaklardan emilebilen nadir karotenoitlerden olduğu gibi, plazmada en çok bulunan karotenoittir. İnsanlar karotenoit sentezleyemediklerinden onları besin olarak almak zorundadır. Diyetimizdeki likopenin en az % 85’i domates ve domates ürünlerinden temin edilmektedir . Karotenoidlein radikal toplama özellikleri sayesinde, çoğu epidemiyolojik olan çalışmalarla, kanser, kalp rahatsızlıkları, dejeneratif göz hastalıkları gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyucu etkileri olduğu gösterilmiştir. Likopen, düz bir zincir halinde düzenlenmiş 11 adet çift ve 2 adet tekli bağ içeren hidrokarbon zincirinin açık formundan oluşur . Alfa karoten zincirinin sonunda açık bir β halkası bulunur. Kimyasal reaksiyonlarda yüksek veya düşük enerjide bu bağlar trans formundan mono veya poli cis izomerizasyonuna maruz kalabilir. Likopen genellikle all-trans ve 5-cis, 9-cis, 13-cis ve 15-cis izomeri formu ile tanınır.

Likopen doğal lipofilik karakterde olduğundan düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ve çok düşük yoğunluklu lipoprotein (VLDL) yapılarında yer alırken; yüksek yoğunluklu lipoproteinlerin yapılarında (HDL) bulunmazlar .

Diyet içerisindeki likopenin başlıca kaynakları domates ve bu sebzeden elde edilen ketçap, sos ve domates suyu gibi ürünlerdir . Domatesin likopen içeriği varyeteler arasında ve olgunluğuna bağlı olarak değişmektedir . Domates; domates suyu, sos, salça veya ketçap şeklinde işlendiği zaman, likopenin kimyasal yapısı ısıya bağlı olarak değişmekte, bu da vücut tarafından daha kolay absorbe edilmesini sağlamaktadır. Genel olarak, gıdaların işlenmesi sırasında besin kalitesinde bir azalma meydana geldiği düşünülür . Ancak işleme sırasında likopenin biyoyararlığı ve besin kalitesi artmaktadır . Bunun sebebi, hafif ısıl işlem etkisi veya domatesin hücre yapısının enzimatik olarak parçalanmasıdır.

Likopenin biyoyararlılığı yağ, besin yoluyla alınan bileşenler, diğer karotenoidler, vitaminler ve minerallerden etkilenir . Buna göre işlenmiş ya da pişirilmiş domates ürünlerindeki likopenin biyoyararlılığı, ham domates ürünlerinden daha fazladır . Ham domateste likopenin trans izomeri fazla iken, pişirilmiş ve konserve domateslerde cis izomeri daha yoğundur . Trans likopen ve trans β-karotenin -80 C’de dondurulmuş besinlerde konserve şeklinde 3 yıl sağlam olarak kaldığı rapor edilmiştir . İnsanlarda gıdalarla alınan likopenin %10–30’unun emildiği, emilimde likopenin cis formunda olmasının önemli olduğu, ham domatesteki likopenin biyoyararlanımının domates ürünlerininkinden düşük olduğu, insan plazmasında yarılanma ömrü uzun olan (2–3 gün) en belirgin karotenoidin likopen olduğu, hayvanlarda tüm trans formunun serum veya dokularda cis formuna dönüştüğü, benzer sonuçların insanlarda da meydana geldiği, testis, ovaryum, karaciğer, adrenal bezler ve meme dokusunun diğer organ ve dokulara oranla daha fazla likopen içerdiği yapılan çalışmalarla belirlenmiştir .

Likopen gibi karotenoidlerin diğer organlara dağılması plazmadaki lipoproteinlerden kaynaklanmaktadır . Kandaki yüksek likopen konsantrasyonu prostat kanseri, sindirim sistemi kanseri, pankreas kanseri, uterus kanseri ve kalp krizi riskinin düşürülmesi ile ilişkilidir.

Likopen içeren karotenoidlerin lipit miselleri ile birleşerek bağırsak mukoza yüzeyinden absorbsiyonu pasif difüzyon şeklindedir. Likopen şilomikron yapılara dahil edilerek karaciğere taşınmak üzere lenfatik sisteme bırakılır.

En fazla hepatositler ve az miktarda dalakta birikir.

Likopenin Günlük Alım Miktarı

Günlük likopen alımında ülkeler arasında farklılıklar göze çarpmaktadır. ABD’de 3.7–16.2 mg, Kanada’da 25.2 mg, Almanya’da 1.3 mg, İngiltere’de 1.1 mg ve Finlandiya’da 0.7 mg şeklindedir. Kuzey Amerika ülkelerinde 2 mg/günden daha az likopen tüketildiği ve bu miktarın yararlı etkilerin gözlenmesi için yeterli olmayacağından, sağlıklı insanların 5–7 mg/gün dozunda almasının oksidatif stres ve buna bağlı gelişebilecek kronik hastalıklardan korunma ve/veya engellenmesinde yeterli olacağına vurgu yapılmaktadır . Likopenin toksisitesi üzerine henüz herhangi bir çalışma bulunmamaktadır.

Meyve veya domates ürünü Likopen miktarı (µg/g yaş ağırlık)
Domates salçası 54.0-1500.0
Domates ketçapı 99.0-134.0
Pizza sosu 127.1
Domates suyu 50.0-116.0
Karpuz 23.0-72.0
Domates sosu 62.0
Pembe guava 54.0
Papaya 20.0-53.0
Taze domates 8.8-42.0
Pembe greyfurt 33.6

 

Sultan Murat
Sultan Murat

Tablo 1. Meyve ve domates ürünlerinde likopen miktarı

KAYNAK

Gıda Teknolojileri Elektronik Dergisi Cilt: 6, No: 3, 2011 (27-41)

Yazar : Sultan MURAT

 

mail-grubu